Avrupa daha 1950’li yılların ortalarına kadar, Balkan ülkelerindeki Müslüman azınlıkların dışında dini açıdan Protestan, Katolik ve Ortodoksların oluşturduğu homojen Hıristiyan inancında bir nüfus yapısına sahipti. Yahudi nüfus İkinci Dünya Savaşı yıllarında Alman ırkçılığının soykırımıyla kıtadan yok edildi. Soykırımdan kurtulanlar ise İngiliz mandasında olan Filistin’e göç ederek İsrail devletini kurdu. Savaş sonrası gelen yeni düzenle birlikte Avrupa ülkelerinin başta Afrika ve Güneydoğu Asya’daki sömürgelerinde bağımsızlık hareketi başladı. 1945-65 arası Asya’da Pakistan, Hindistan, Malezya, Endonezya gibi, Afrika’da ise Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Nijerya gibi çok büyük Müslüman nüfusu bulunan sayısız sömürge bağımsızlığına kavuştu. Bu ülkelerden İngiltere, Fransa ve Hollanda’ya göç eden Müslümanların yanı sıra 1960’lı yıllarda başlayan işçi göçüyle başta Türkiye ve Fas’tan olmak üzere milyonlarca Müslüman, Avrupa ülkelerine göç etti. Çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin sayısı 5 milyon civarında. Bulundukları ülkenin vatandaşlığı alanlarda hesaba katılırsa bu rakam daha da artıyor. Dolayısıyla Avrupa’daki Müslüman nüfusun önemli bir bölümünü Türkler teşkil ediyor.

EN ÇOK FRANSA’DA

Avrupa 500 milyonu AB ülkelerinde olmak üzere 800 milyonu aşan bir nüfusa sahip. Nüfusun yüzde 6 kadarı Müslüman. Bu yaklaşık 40 milyon ediyor. Bu rakama Rusya’da yaşayan 20 milyon kadar Müslüman azınlığı ve Demirperde’nin yıkılmasının ardından Müslüman kimliklerini saklamaktan kurtulan Arnavut, Bulgaristan gibi Balkan ülkelerindeki Müslümanlar da dahil. AB’de yaşayan Müslüman sayısı 16 milyonun üstünde. Rakam ve nüfusa oranla en çok göçle gelen Müslümanın yaşadığı Avrupa ülkesi 6 milyon (nüfusun yüzde 8.7’si) Fransa. Fransa’yı 4.5 milyon Müslüman ile Almanya (nüfusun yüzde 5.5’i) takip ediyor. Hollanda’da Müslümanların oranı yüzde 5, İngiltere’de yüzde 4.8, Belçika’da yüzde 3.6 Avusturya’da yüzde 4.2 civarında. Yarım asrı aşan sürede çeşitli nedenlerle yaşanan göç dalgaları globalleşen dünyada dinsel homojen ülkelerde de kayda değer Müslüman azınlıkların oluşmasını beraberinde getirdi. 2010 yılında dönemin Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un büyük yankı uyandıran “İslam da Almanya’ya aittir” şeklindeki sözleri bu gelişmenin en net ifadesi olarak tarihe geçti. Müslümanlar için dini vecibelere uygun şekilde beslenmede önem taşıyan helal gıda dolayısıyla sadece Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde değil, Batı Avrupa ülkelerinde gıda branşının önemli bir kolu haline geldi.

NE ANLAMA GELİYOR?

“Helal” Arapçadan gelen “izin verilen” anlamında kullanılan kelimenin Türkçeleştirilmiş halidir. Almanca, İngilizce diğer Batı dillerine de “halal” şekliyle adapte edilmiş kelimenin zıttı “haram”dır ve “yasak olanı”, dini mealde günah olanı tanımlar. Bu bağlamda üçüncü bir tanımlama ise “mekruh” kelimesiyle ifade edilen haram olmayan ama yapılmaması sevap kazandıran hal ve davranışlardır. İslam inancına göre, çizilen helal sınırlarını aşan ve haram dairesine girenleri Allah bu dünyada ve ahirette cezalandıracaktır.

AYETLER NE DİYOR?

Kuran ve sünnete göre haram olarak vurgulanmayan tüm gıdalar helaldir. Kuran çeşitli surelerinde helal beslenme konusunda, hal ve davranış hakkında şöyle buyurur:
* “Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. İle) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar – ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Maide 3)
* “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara 168)
* “Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun.” (Maide Suresi 88)
* “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”
(Maide, 90,91)
* Bunlar ve çok sayıda aktarılmış hadisle Müslümanlar beslenmede helal ve haram ayrımı yapabilecekleri kıstaslar belirlenmiştir. Müslümanların beslenmede helal şartlarını yerine getirmeleri için Müslümanın yediği ürünlere şunlar asla karışmamalı: Domuz eti veya domuzun herhangi bir maddesi, alkol ve kan, İslami usullere göre kesilmemiş herhangi bir hayvan, hayvan leşi…

AYRIMDAKİ ZORLUKLAR

Hızla sanayileşen ve globalleşen gıda sektörü helal gıda ayrımını zorlaştırıyor. Daha üç, dört nesil öncesine kadar yediğimiz her ürünün kaynağı biliyorduk. Zira gıda maddelerini uzun süre muhafaza imkanları bulunmadığı için, beslenme ham maddeleri yerel üreticilerden temin ediyorduk. Etimiz, sütümüz en yakınımızdaki çiftçiden, sebzemiz meyvemiz kendi bahçemizden veya yerel pazardan geliyordu. Çok kez üreticiyi bile şahsen tanıyorduk. Günümüzde ise çok farklı tablo ile karşı karşıyayız. En az gıda sektörü kadar çabuk gelişen lojistik branşı sayesinde ancak günlük ömrü olan gıda maddelerinin bile dünyanın bir ucunda toplanıp, ertesi gün diğer bir ucunda sofraya sunulması artık rutin bir şey. Günümüzde tükettiğimiz kırmızı etlerin Avustralya veya Arjantin’den, balıkların çok kez Norveç ve İzlanda’dan, meyvelerin Güney Amerika ve Afrika’dan ithal edildiğini unutmamak lazım.

Soframızdan binlerce kilometre uzaklıkta üretilen gıdanın, ne derece helal olduğu anlamak hiç de kolay değil. Et mamullerinin helal kesilip kesilmediği sorusu net olarak karşımıza çıkıyor. Süpermarkette aldığımız meyveler ve sebzeler üretilirken kullanılan tarım ve koruyucu ilaçların neden olduğu alkol kalıntısının bulunup, bulunmadığını nasıl tespit edeceğiz?

Bu ve buna benzer sorular yukarıda anlatıldığı gibi göç akımlarıyla giderek artan Müslüman nüfusa sahip Batı ülkelerinde helal gıdayı gündeme getirdi. Hatta sadece ülkelerinde yaşayan Müslümanlara hitap etmenin dışında, gıda ihtiyacını yüksek paralarla yurt dışından karşılayan zengin Arap ülkeleri Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE ve 7 milyarlık dünya nüfusunun 1.6 milyarını oluşturan Müslüman tüketici kitlesine hitap edebilmek, helal gıda sunabilmek gıda üreticileri için çok önemli pazar avantajı sağlayan bir özellik oldu. ABD’deki Pew Araştırma Merkezi’nin geçen yıl yayınladığı dünya nüfusu araştırması ve analizine göre, Müslüman toplumun nüfus artışı Hıristiyan toplumun 3,1 katı. Buna göre 2050 yılında dünyada Müslüman sayısı 2,9 milyara ulaşacak. Bu da helal gıda pazarının çok daha hızlı büyüyeceği anlamına geliyor.

MEZBAHALAR İÇİN HELAL ŞARTLARI

  • * Kesim alanına ait tüm yasal izinler mevcut mu?
  • * Kesim alanı temizliği düzenli yapılıyor mu?
  • * Yapılan temizlik düzeni için mevcut bir temizlik periyodu ve plan çizelgesi bulunuyor mu?
  • * Kesim sırasında her kesim için ayrı ayrı olmak üzere besmele çekiliyor mu?
  • * Kesim işlemlerinde görev alan personele kesim sırasında besmele çekmesi ve abdestli olması gibi İslami kurallar oryantasyon eğitimi sırasında ve sonrasında periyodik olarak kontrol ediliyor mu?
  • * Kesilecek hayvanların sağlıklı olması ve murdar olmaması için gerekli kontroller yapılıyor mu?
  • * Kesim kayıtları kapalı devre kamera sistemiyle ve her bir kesim işlemi ayrı olacak şekilde sesli ve görüntülü video kaydı alınıyor ve saklanıyor mu?
  • * Kesim işlemi yapan kasap personeli küçük ve büyükbaş hayvanların kesimi konusunda bilgili ve tecrübeli mi?
  • * Özellikle işe alım sırasında gerekli kontroller yapılıyor mu?
  • * Hayvanın kesimi sırasında can çekişmemesi veya hatalı kesimlerden dolayı sıkıntılar oluşmaması amacıyla hayvanın gözleri bağlanıyor ve doğru kesim işlemi uygulanıyor mu?
  • * Bir önceki kesilen hayvanın kanından veya iç organlarından hasıl olan necasetin diğer kesilen veya kesilecek olan hayvanlara bulaşmasına engel olunuyor mu?

EN BÜYÜK SORUN SERTİFİKA

Endonezya’da 1999’da kurulan Dünya Helal Konseyi (WHC) ve İslam İşbirliği Teşkilatı onayıyla 2013’de İstanbul’da kurulan İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) helal ürün akreditasyon standartları üzerinde çalışmalarını yürütmektedir.
Yaklaşık 30 milyonluk nüfusunun yüzde 60’ı Müslüman olan Malezya, helal gıda sertifikalamasında en önde giden ülke. Ülkenin bakanlık seviyesindeki İslami Kalkınma Dairesi (JAKİM) yapılan akreditasyon ve sertifikalama güvenirliği ve etkin kontrol mekanizması nedeniyle, her helal gıda üreticisinin peşinde olduğu bir sertifika. JAKİM helal logosu, helal gıda ithalat şampiyonu olan Suudi Arabistan’ın baz aldığı sertifika olduğu için özellikle ihracata yönelik üreticilerin gıda ticaretinde önünü açan bir damga. Helal sertifika branşında lider olan Malezya’nın JAKİM dairesi tarafından akredite edilen sertifika ABD’den Çin’e, Brezilya’dan Filipinler’e kadar bir çok ülkede helal ürün güvencesi olarak ürünlere veriliyor. Türkiye’de de JAKİM ile anlaşmalı kurum ve şirketler sertifikalama yapıyorlar.

TÜRKİYE’DE BAŞARISIZ OLDU

Türkiye’nin 2010 yılındaki ülkeyi dünyayı helal ürün üssü getirme çabaları başarısız oldu. İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC) tarafından geliştirilen ve İslam Teşkilatı Konferansı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesine (İSEDAK) sunulan ‘ortak helal standardı’ taslağına, liderliğini kaptırmak istemeyen Malezya ve Suudi Arabistan muhalefet edince 45 üye ülkeden sadece 12’si oy vermişti.

TSE VE GİMDES

Türkiye’de Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulunca onaylı helal gıda sertifikasını devlet düzeyinde veren tek kurum Türkiye Standartları Enstitüsüdür (TSE). Bunun yanında çok sayıda özel kurum ve şirketlerin başka helal akreditasyonları mevcut. Bunların arasında en öne çıkanı Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği. Kısa adıyla GİMDES, 2005’de kuruldu ve çok çabuk büyüyerek helal gıda sektörünün önemli denetim kuruluşlarından oldu. WHC ve başka uluslararası helal gıda örgütlerinin üyesi olan GİMDES 2009’dan beri ihracata dayalı helal sertifikalama yapıyor. GİMDES’in meslek ve yüksek okullarda helal gıda ve ürün uzmanları yetiştirmek için geliştirdiği bir eğitim projesi de var.

EN ÇOK SORULAN SORULAR

Helal gıdanın ölçüsü nedir? Temel ölçüt Kuran ve hadisler olmakla birlikte, mezheplere veya kişilere göre farklı yorumlar ölçüler görülebilmektedir.

Jelatin kullanmak haram mıdır? Jelatin kullanmak haram değildir. Ancak gıda üretiminde yoğun kullanılan jelatin hayvansal kökenli bir üründür. Bu da doğal olarak domuzlardan elde edilen jelatin ve besmelesiz kesilen hayvanlardan elde edilen jelatin şüphesi uyandırıyor. Yoksa besmeleyle kesilen yenilmesi helal hayvanlardan elde edilen jelatin kullanımı haram değildir.

Neden helal gıda standardı yok? Aslında var. TSE bu konuda bir helal standardı yayınladı. Ancak çoğu İslam ülkesinde bu helal belgelerinin İslami bir devlet kurumu tarafından onaylanması istendiğinden bu noktada bir problem bulunuyor. Aslında olması gereken tıpkı gıda mühendisleri gibi (mesela koşer alırken denetim gerçekleştiren mühendisler, aynı zamanda din adamı oluyor), helal gıda mühendisi de olmasıdır. Hem gıda, hem de dini bilgi düzeyi helal gıda sürecine yön verebilmeli. Bununla birlikte Malezya, Singapur gibi ülkelerde helal sertifikalama işlemleri devlete bağlı dini ve resmi kurumların onayını almaktadır. Bu nedenle Malezya helal hakkında en çok bilinen ve tanınan ülke olmayı başarmıştır.

Helal belgesi olmayan gıdalar haram mıdır? Gıda ürünlerinin helal belgesi olmaması haramdır anlamı taşımaz. Ancak şüpheli olduğundan veya helal noktasında kayda değer derecede önemli çekinceler mevcutsa bir ürün helal damgası alamayabilir. Haram değil ancak mekruh olabilir, caiz değildir ama kullanılabilir ürünlerdir, kimine göre helal kimine göre mekruh olabilir. Çok sayıda etken söz konusu olabilmektedir.

Hıristiyanların ve Yahudilerin kestiği et yenilir mi? Maide suresinin 5’inci ayetinde şöyle buyurulur: “Bugün size temiz, iyi ve sağlıklı şeyler helâl kılındı. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce amel edenlerin yiyeceği ve kestikleri hayvanların etleri size helâldir. Sizin yiyeceğiniz de onlara, Yahudilere, Hıristiyanlara helâldir.”

Bundan yola çıkarak Hıristiyan ve Yahudi ehli kitap olduğundan kestikleri hayvanın eti yenilir. Ehli kitabın kestiği, keserken görülmediği veya keserken görülüp ne söylediği işitilmediği zaman veya yalnız Allah’ın ismini söylediği duyulduğu vakit kestiği yenilir. Çünkü ehli kitap keserken ne söylediği duyulmazsa hüsnü zan edilerek Allah’ın ismini andığına hamledilir.

5 DAKİKADA HELAL TESTİ

Tübitak Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Gıda Enstitüsü tarafından yürütülen proje kapsamında geliştirilen testle, çiğ et ürünlerinde domuz eti kullanılıp kullanılmadığı beş dakikada belirlenebiliyor. Proje sorumlusu Dr. Mediha Esra Yayla, 2.5 yıl süren projenin iki kısımdan oluştuğunu ifade ederek, ilk kısımda et ürünlerinde sakatat ve yabancı doku testiyle, doğrudan tüketicilerin kullanabilecekleri kitlerin geliştirilmesini amaçladıklarını söyledi. Yayla, bu çerçevede TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsünün, Genetik Enstitüsünün desteğiyle ‘helal et testi’ geliştirdiğini bildirdi. Testin, evde kolaylıkla uygulanabileceğine işaret eden Yayla, “Siz et ürününüzden ufak bir miktar kesiyorsunuz. Suyun içinde hafiften ezerek çözüyorsunuz. Buradan suya geçen proteinlerden sonuç alabiliyoruz. Suyun akışını gözlemlemeniz gerekiyor. Daha sonra beş dakika içinde orada bir bant oluşumu gördüğünüzde ‘Evet burada domuz eti var’ ya da görmüyorsanız ‘Yok’ diyorsunuz. Aslında bir hamilelik testi kadar basit. Zaten aynı mantıkla çalışan bir test. Söz konusu testin piyasaya sunulmasını amaçladıklarını belirten Yayla, bu kapsamda firmalarla görüşmeleri olduğunu söyledi.

AVRUPA’DAKİ HELAL PAZARI

İnternet sayfasında kendini ‘dünyanın en büyük helal gıda üreticisi’ olarak tanımlayan Nestle, Müslüman ülkelerden gelen talepler doğrultusunda 1980’li yıllardan beri üretimine helal prodüksiyon kolu ekleyen ilk Batılı gıda devi. 1875’de Türkiye pazarına bebek maması ile giren ve Türkiye’deki ilk çikolata fabrikasını 1927’de Feriköy’de açan Nestle’nin dünyanın 32 ülkesinde bulunan 456 fabrikasından 75’i helal üretim sertifikalı.

Hızla büyüyen helal gıda üretiminin potansiyeli en iyi kavrayanların başında Alman gıdacılar geliyor. Bunun belki de en güzel örneği dünyaca ünlü Alman tavuk ve kanatlı hayvanlar markası Wiesenhof’un tesislerinde Müslüman personel görevlendirip, besmeleyle tavuk kesim otomasyonuna start verdirmesi ve helal üretimin diğer şartlarını yerine getirmesi, iç piyasadan çok ithalatçılardan gelen taleple başladı. Müslüman ülkelerinde Mc Donalds ve Burger King gibi, günde tonlarca tavuk eti kullanan fast food zincirlerinin talebi üzerine üretim tesislerini helal üretim doğrultusunda değiştiren Wiesenhof, Müslüman personel de aldı. Wiesenhof’un helal tavukları Suudi Arabistan’dan Güneydoğu Asya’ya kadar bir çok Müslüman nüfuslu ülkeye ihraç ediliyor.

TÜRK KASABIN BAŞARISI

Almanya’da helal gıda konusunda en önemli kararı Türk mezbaha sahibi Rüstem Altınküpe aldırdı. Altınküpe, 1994 yılında hayvanların şoksuz kesilmesini yasaklayan Hessen Eyalet yönetimine karşı, anayasa güvencesi altında olan ‘inanç özgürlüğünü’ gerekçesiyle açtığı davayı Federal Anayasa Mahkemesine kadar taşıdı. Anayasa Mahkemesi Almanya’da büyük yankı uyandıran kararında Müslümanların İslami usullere göre kesim yapabileceğine karar vermişti.

HELAL HARİBO

Merkezi eski başkent Bonn’da bulunan ünlü Alman şekerleme üreticisi Haribo da helal üretimin yarattığı sinerjiyi erken fark edenler şirketlerin. 2001’den beri İstanbul’daki fabrikasında sığır jelatini kullanarak yapılan küçük ayıcık şeklindeki meyve aromalı jöle şekerlemeleri üreten Haribo, bunları ‘Türk Malı’ ibaresi ve helal ürün damgasıyla 100’den fazla ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’de üretilen helal Haribo’ların bir bölümü de Almanya’daki Müslüman tüketici kitlesi için Almanya’ya ihraç edildiğinden, aynı markanın farklı ülkelerde üretilmiş bileşimi değişik ürününü süper marketlerin raflarında yan yana bulmak mümkün.

6 MİLYAR EURO

Dünyanın en büyük gıda fuarı olan Almanya’nın Köln kentindeki Anuga’nın verilerine göre dünyada yaşayan 1.6 milyar Müslümana hitap eden helal ürün pazarının yıllık ticaret hacmi 600 milyar Euro’nun üstünde. Bunun takriben 67 milyarlık bölümü Avrupa’ya düşüyor. Yaklaşık 5 milyon Müslümanın yaşadığı Almanya’da ise helal gıda pazarının cirosu yükselen bir trendle beraber 6 milyar Euro civarında. Branş uzmanları gıda güvenirliğini en üstte tutan bu helal tüketici kitlesine hitap edebilecek uygun ürünlere çok yoğun talep olduğu söylüyorlar. Tüketicilerin güvenilir helal gıda maddeleri için daha fazla para harcamaya hazır olduklarını da belirtiliyor. Almanya’daki Bertelsmann Vakfı’nın yaptığı araştırmaya günlük yaşamlarında dindar olmayan, namaz kılmayan ve oruç tutmayan, Almanya’da doğup, büyümüş üçüncü nesil Müslümanlar da helal gıda konusunda hassas.

HENÜZ FARKINDA DEĞİLLER

Merkezi Berlin’de bulunan Alman Gıda Ticaretçileri Derneğinin yayın organı Die Lebensmittelwirtschaft’ta yayınlanan araştırmada, Alman gıda marketleri ve zincirlerinin henüz tam anlamıyla Müslüman tüketicilerin potansiyelini keşfetmediğinden yakınıyor. Helal ürüne önem veren Müslümanların ağırlıkla etno gıda market ve pazarlarından alışverişlerini yaptıkları belirtilen yazıda, Almanya’da Müslümanların yüzde 72’sini oluşturan üç milyon kadar Türkiye kökenlinin yiyecek ve içecek için yılda ortalama 20 milyar Euro kadar harcadıklarına dikkati çekiyor. Bundan Alman gıda marketlerine düşen payın bir hayli düşük olduğu tahmin ediliyor. Türk kökenliler gıda tüketimlerinin büyük bölümünü Almanya’daki yaklaşık 5 bin kadar Türk süper marketinden karşılıyor. Buradaki ürünlerde önemli ölçüde Türkiye’den ithal edilen gıda maddeleri. Büyük gıda diskontlarından Rewe ve Real özel reyonlarda Türk tüketiciye hitap etmeye çalışırken, çok yoğun Türk müşteri kitlesi olmasına rağmen Aldi, Lidl ve Penny gibi branşın devleri henüz bu alanda tüketiciyi ikna edici bir konsept geliştirmiş değiller.

DİĞER ÜRÜNLERE DE İLGİ VAR

Avrupa’da helal ürün deyince ilk akla gelen gıda ürünleri. Ancak yaşamın diğer alanlarında kullanılan ürünlerin İslamiyet’in helal şartlarına uygun olmasını talep eden giderek artan bir tüketici kitlesi var. Suudi Arabistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde çoktan helal kozmetik, giyim, ev eşyası üreten şirketler, müşterilerine helal konaklama imkanı sunan oteller ve hatta hava yolları var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

You May Also Like

10 adımda kolay Fransızca öğrenmenin yolu

Yaşadığımız ülkenin anadili olan Fransızca’yı öğrenmek artık büyük bir ihtiyaç haline geldi.…

Nasıl Fransız vatandaşı olunur?

Fransa’da yaşayan Türkler arasında Fransız vatandaşlığına geçenlerin sayısı her geçen gün artıyor.…

Akaryakıt fiyatlarında dizel, benzini geride bıraktı

Dizel yakıtlar için uygulanan vergi artışı Fransa’da ilk defa dizel fiyatlarının benzini…

Karısını öldüren Türke 25 yıl hapis cezası verildi

2015 yılında coğunun gözü önünde karısını öldüren  öldüren Mustafa İyibaş’a  25 yıl…